Güncel Rusça Dersler - Rusyam.com

Rus Kültür Sokağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rus Kültür Sokağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2012 Pazartesi

День российского кино - Rus sineması günü


Из всех искусств для нас важнейшим является кино. - Владимир Ленин
(Sinema tüm sanatların içinde bizim için en önemli olanıdır.) - Vladimir Lenin

Değerli dostlar, merhaba!
İzlemek isteyip de bir türlü izleyemediğiniz Rus filmleriniz var mı? Bugün onları gün yüzüne çıkarmanın tam zamanı çünkü 27 Ağustos, hem Rusya'da hem de blogumuzda Rus sineması günü olarak kutlanıyor.

Rus sinemasından izlenecek filmler bitmez o yüzden biraz geç de olsa buradan Rus sinemasının ünlü oyuncularından biri olan 1974 SSCB Devlet Sanatçısı Ödülü sahibi İrina Skobtseva'nın (Ирина Скобцева) da 85. yaş gününü kutlayalım. 

Eşi Sergey Bondarçuk'un (
Сергей Бондарчук) yönettiği Savaş ve Barış (Война и мир), Waterloo (Ватерлоо), Memleketleri için savaştılar (Они сражались за Родину), gibi hayatına 60'tan fazla film sığdıran İrina Skobtseva'nın sadece kendisi ve eşi değil, çocukları, hatta torunları da sinemayla iç içe. Oğulları Fyodor Bondarçuk (Фёдор Бондарчук) oyunculuk ve 
yönetmenlik, 2009 yılında kanserden ölen kızları Yelena Bondarçuk da (Елена Бондарчук) oyunculuk ve tiyatroculuk yapmış. 

Sizin beğendiğiniz Rus oyuncular kimler? Hangi Rus filmlerini eşe dosta tavsiye edersiniz?
İyi seyirler!

1 Mayıs 2012 Salı

Rus Kültür Sokağı - Çalışkan Rus Bayanları


Rus Kültür Sokağı - Çalışkan Rus Bayanları

Bilindiği üzere Rus bayanlarının güzelliği ve zarafeti tüm dünya tarafından kabul görmüş bir gerçektir. Rusya denildiğinde insanın ilk aklına gelebilecek şeylerin başındadır güzel Rus bayanları. Fakat bu insanların, herkesin bilmediği, en az bu kadar iddialı olduğu bir yönü daha var. Bu, kuşkusuz ellerinin her işe olan yatkınlığı ve iş hayatındaki üstün başarılarıdır.

Rusya’ya belli bir süre için gelen kişilerin ilk izlenimlerinden biridir Rus bayanlarının hemen hemen her işte çalıştıklarına şahit olmak. Onları tezgâh, dükkân, mağazalarda satış yaparken, otobüs, troleybüs, dolmuş kullanırken, bir bankada genel müdür, uçaklarda pilot, orduda ise kıdemli bir asker olarak görmek, kısacası hayatın her alanında onlara, yani çalışkan Rus bayanlarına rastlamak pekâlâ mümkündür.

Rus bayanlarının mesleki birçok alanda kendilerini göstermelerini, geçmişte yaşanmış birkaç mühim olaya bağlayabiliriz. Örneğin; İkinci Dünya Savaşında, Rus sınır boylarında, açılan birçok cephede görev yapan ve açılmış olan bu cephelerde uzun süre savaşmak zorunda kalan askerlerin büyük çoğunluğunun geri dönememesi nedeniyle, geride kalan bayanların zorunlu olarak ağır ve yorucu tüm işleri devam ettirmek zorunda olmaları en önemli faktör olarak söylenebilir. Diğer önemli bir durum ise o yıllarda hüküm süren komünist sistemin getirmiş olduğu kadın-erkek eşitliğidir. Bu sayede bayanlar istedikleri makamlarda ve mevkilerde rahatlıkla çalışıp, kariyer yapabilme fırsatı bulmuşlardır. Önemli bir unsur ise erkek nüfusunun büyük bir kısmının aşırı alkol tüketmesi ve sahip oldukları işlere olması gerektiği ölçüde ehemmiyet ve ilgi göstermemeleri şeklinde açıklanabilir.

Yine Türkiye ile Rusya arasında doksanlı yılların başlarında bavul ticaretini başlatıp, iki ülke arasında ticari alandaki köprünün temelini atanlar Rus bayanlarından başkası değildir. Bu sayede iki dev toplum birbirini daha yakından tanıma fırsatı bulmuş ve kısa bir süre içerisinde birçok alanda ilişkileri geliştirmişlerdir.

Sonuç olarak güzellikleriyle kitaplara konu olmuş, tarihte birçok olayda başrol oynamış, kimi zaman dünyada dengelerin değişmesine neden olacak makamlarda bulunmuş Rus bayanları, zamanı geldiğinde ise çalışkanlıklarıyla ülkelerini kalkındırıp, ayakta tutmayı çok iyi bilmişlerdir.

Şükrü Özdemir

26 Şubat 2012 Pazar

Rus Kültür Sokağı - Babuşkalar

Babuşkalar (Бабушки)

Babuşka Türk dilinde kelime manası olarak ‘Nine; Teyze’ anlamlarına gelmektedir. Rusya’ya gelen veya Rusça öğrenen Türklerin hemen hemen ilk öğrendikleri ve birbirleri arasında Türkçe konuştukları durumlarda dahi ‘Nine; Teyze’ değil de ‘Babuşka’ olarak telaffuz ettikleri, dillere pelesenk olmuş tabirlerden biridir.

Haydi sizinle şimdi bir Babuşka profili çizelim. Kışın o sert iklim şartlarına uygun yünlü, koyu renkli bir kabana, aynı şekilde kafasını sıcak tutacak cinste bir şapkaya veya örtüye, ellerinde варежки ((tek parmaklı) eldivenler) ve kolunda oldukça büyük bir çantaya sahip olan kişilerin ortak adıdır Babuşkalar.

Rusya’nın simgesi halindeki Babuşkaların tipik özelliklerine gelirsek; öncelikle konuşmayı çok severler. Günlük hayatta eğer bir Babuşka sizi gözüne kestirdiyse, açılan farklı konulardan dakikalarca sohbet edebilir, derdini anlatabilir, eski dönem veya şimdiki rejim hakkında fikirlerini sizinle paylaşabilir. Evlerinde evcil hayvan beslerler. Hemen hemen hepsinin bir kedisi veya bir köpeği vardır. Belkide bu şekilde yalnızlıklarını bir nebzede olsa gidermeye çalışırlar. Bakımlıdırlar. İlerlemiş yaşlarına rağmen eski Sovyet düzeninin vermiş olduğu disiplinin etkisiyle kendilerine uğraşacak bir şeyler bulur, geçimlerine destek sağlarlar. Bahçelerinde yetiştirdikleri veya elleriyle ördükleri ürünleri satan Babuşkalara caddelerin bir köşesinde çokça rastlayabilirsiniz ve koyu sohbetlerini dinleyebilirsiniz. Sovyetlerin çalışkan insanları Babuşkalar kimi zaman ise vakitlerini torunlarına bakarak geçirirler. Bazıları ise hayatlarının geri kalanını bir nevi torunlarına adarlar.

Son olarak küçük bir tavsiye. Toplu taşıma araçlarında yer vereceğiniz babuşkayı iyi seçmenizi öneririm. Hakeza kendini henüz yaşlı görmeyen, görmek istemeyen bir babuşkaya rastlarsanız size onca insan içinde kızabilir ve azarlayabilir. Siz ise onlara yer vererek güzel bir davranış yaptığınızı düşünürken suçlu bir duruma düşmüş olursunuz. :)


5 Ocak 2012 Perşembe

Rus Kültür Sokağı - Осколки – Enkaz Parçaları


Rusların kendilerine özgü mizahından söz etmek kitaplar alır ama en azından Rus mizahına ucundan dokunmak fena olmaz. Осколки, 1881 ile 1916 yılları arasında haftalık yayınlanan bir mizah, edebiyat ve sanat dergisiydi. 1881 ile 1906 yılları arasında yazıları Николай Лейкин (Nikolay Leykin) kaleme alırken, 1906 ile 1908 yılları arasında Leykin’in yerine Viktor Bilidin geçti. Enkaz Parçaları en liberal Rus mizah dergilerinden biri sayılıyordu. Türkiye’de, MEB’in düzenlediği 100 Temel Eser arasında hikâyeleri yer alan Антон Чехов'un (Anton Çehov) mesleğindeki ilk yıllar Enkaz Parçaları’na yazdığı zamana denk gelir. Anton Çehov’un 270’ten fazla eseri 1882 ile 1887 yıllar arasında bu dergide yayımlanmıştır. Yazar-şair takımında Anton Çehov’un yanısıra Aleksandr Amfiteatrov, Владимир Гиляровский (Vladimir Gilyarovski), Пётр Гне′дич (Pyotr Gnediç), Evgeni Kohn, Nikolay Leskov, Konstantin Lidov, Vladimir Mazurkeviç, Лиодор Пальмин (Liodor Palmin) ve Nikolay Poznyakov var. Çizer takımında ise Aleksandr F. Afanasyev, Aleksander I. Lebedev ve Anton Çehov'un erkek kardeşi Николай Чехов'u (Nikolay Çehov) görmek mümkün.

Nikolay Leykin’den kısaca söz etmek gerekirsek kendisi 1841 St. Petersburg’da tüccar bir ailenin oğlu olarak doğar. Eserlerinde de tüccar sınıfından çokça söz eder. Наши за границей (Yurtdışımız) adlı eseri Paris’e yolculuk yapan iki Rus tüccarın cehaletini ve kabalığını ele alır; bu eser Rus Devrimi’nden önce 27 baskıya ulaşır. 1964 yılında ise doğduğu şehir St. Petersburg’da hayata gözlerini yumar.
Mizahla kalın,

30 Aralık 2011 Cuma

Из России с добротой: Иван-дурак – Rusya’dan iyilikle: Aptal İvan



Şimdi gözünüzde sarışın, mavi gözlü, sevimli, köyde yaşayan, hayâlperest, sürekli macera peşinde koşan ve genelde üç kardeşin en küçüğü olan birini canlandırın. İşte o Иван-дурак yani Aptal İvan. Küçültme hâlinde (diminutiv) Иванушка-дурачок olarak da bilinen İvan’cığımız tasavvur ettiğimiz kadar sıradan biri değil çünkü Rus halk edebiyatının çok önemli ve değerli bir kahramanı. Bizden birkaç yüzyıl büyük; maceralarının 15. veya 16. yüzyılda geçtiği belirtiliyor.
Aptal İvan bir halk kahramanının yanısıra şair ve müzisyendir de. Yaptığı şakalar dil bilgisine uygun değildir ve kaval ve santuru çok güzelce çalar. Tipik kahramanların aksine doğallığı ve kurnazlıktan uzak yapısı ona hayatta yardım eder. Aptal İvan, ağabeylerinin onu parasız pulsuz bırakmalarını kafasına takmaz çünkü mantığı yerine kalbinin sesini dinler. Şans bazen yüzüne güler, bazen düşmana karşı galip gelir, bazen de kralın kızı ile dünya evine girer.

Yaptıkları nedeniyle doğrudan veya dolaylı yollardan cezalandırılır. Bir masalında ağabeylerine götürmek üzere annesi İvan-durak’a pelmeni (Rus mantısı) verir. İvan-durak ise yolda yürürken kendi gölgesini görür ve gölgesinin aç olduğunu düşünerek yere pelmeni atar. Bunun cezası ağabeyleri tarafından dayak olur. Bir başka masalında ağaçta huş özsuyu toplanması için konan şişenin çıkardığı gıcırtı sesini insan sesi sanarak onunla konuşur. Ağabeyleri bu durumu gördüğünde bir hayli dalga geçerler.
Halbuki dilenciye zekat vermekten tutun, sivrisineğe kanını emmesine izin vermesine kadar, her şeyini feda edebilecek yapıdadır. Altın veya kraliyette bir mevkî onun ilgisini çekmez. Toprak işleme işini sever ve yoksulluğu aldırış etmez çünkü mutludur; hayatta gerçek müfakatın mutluluk olduğunu çok iyi bilir. Ağabeylerinin başıboş servetinde aklı kalmaz. Zor zamanlarda kollarını sıvar ve aklını kaybetmeyen sakin bir yapısı vardır. Tanıdıklarına göre yanlış, kendisine göre doğru şekilde yaşar.



Ruslar da dahil, Aptal İvan’ın yaptıklarına herkes güler. İvan ismi Rusya'da çok yaygın bir erkek ismi olduğundan İvan adeta Ruslar için bir mecaz-ı mürseldir (ad aktarması), bir yerde Ruslar kendilerine gülerler. Bu masallar aynı zamanda evlenecek Rus kadınlarının kulağına küpe niteliğinde zira İvan gibi bir kocaya fazlasıyla sabır, sadakat, ve hoşgörü gerekiyor.
Rus halk edebiyatında bir başka İvan daha var, ama başka gün yazalım onun hakkında. Şimdilik hoşçakalın.

Photo credit 2) teremok.in

Rus Kültür Sokağı - Сказка о рыбаке и рыбке - Balıkçı ile Altın Balığın Masalı

Bu sıralar herkeste bir yılbaşı telaşı var ve bu telaşta bize verilmiş nimetleri göremeyebiliyoruz ve sürekli gereğinden fazlasını isteyebiliyoruz. Rusça başlığın esas çevirisi Balıkçı ile Balığın Masalı olan bu masal Александр Пушкин (Aleksandr Puşkin) tarafından 14 Ekim 1833 tarihinde şiir formatında kaleme alınmış ve ilk defa 1835 yılının Mayıs ayında Библиотека для чтения (Okuma için kütüphane) adlı edebiyat dergisinde yayımlanmıştır. Konusu ise açgözlülük.



Fablda yaşlı adamla kadın uzun yıllardır yoksul bir şekilde yaşamaktadırlar. Küçük bir kulübeleri vardır ve adam her gün balık tutmaya gider. Bir gün, ağını attığında ağını bir kez atar, iki kez kez atar ve ağına sadece yosunlar takılır. Üçüncü kez attığında ise ağına altın renkli bir balık takılır. Altın balık adamın her türlü dileğini adamın onu bırakması halinde gerçekleştireceğini belirtir. Lâkin yaşlı adam hiçbir şey istemez ve balığı geri bırakır. Adam kulübeye dönüp eşine altın balıktan söz edince eşi kocasına sinirlenir. Kadın adama altın balığa gidip altın balıktan kendilerininki kırıldığından ötürü yeni bir elde çamaşır yıkama tahtası ister. Altın balık bu ricayı kabul eder. Ertesi gün kadın yeni bir ev ister, altın balık onu da verir. Sonra kadın üstüste saray yapılmasını, eyaletinin yöneticisi, çariçesi ve Denizin Hükümdârı olmak ister. Altın balık tüm bu dileklerin altında ezilir. Yaşlı adam ne zaman yeni bir şey istese, deniz çok daha fazla rüzgârla karşılaşır. Rüzgâr öyle bir eser ki adam kendi ricasını altın balığa söylerken duyamaz bile. Eşinin Denizin Hükümdârı olmak istemesi üzere kadının açgözlülüğünü yatıştırmak için onları eski elde çamaşır yıkama tahtalı eski kulübelerine sevk eder.

Halk bilimcisi Vladimir Propp, masalın Açgözlü yaşlı kadın adlı Rus masalına benzediğini belirtmiştir. Grimm Kardeşler’in Vom Fischer und seiner Frau (Balıkçı ile Karısı) masalından esinlendiği söyleniyor.
Bu masalın farklı uyarlamaları da var. 1866’da kareografisini Arthur Saint-Léon’un, müziğini Ludwig Minkus’un yaptığı Le Poisson doré (Altın Balık) adlı bir bale var. 1937’de ise Aleksandr Ptuşenko aynı adlı masalın animasyon filmini yapmıştır. 1950’de Mihail Tsehanovski tarafından çizgi filmi, 2002’de ise Nataliya Dabija Balıkçı ve Altın Balık Hakkında adlı bir stop motion animasyon filmi yapmışlardır.
Masalın Rusçasını internette bulmak mümkün; iyi okumalar!

27 Aralık 2011 Salı

Rus Kültür Sokağı - Şanslı Bilet - Счастливый Билет

Rus Kültür Sokağı - Şanslı Bilet - Счастливый Билет


Rusya sınırları içerisinde bir gelenektir şanslı (talihli) biletler. Bir biletteki tüm sayıların aynı olması veya sağdan üç, soldan üç rakamın toplamının eşit olması şanslı bir bilete sahip olduğunuz anlamını taşır.

Günlük hayatta tramvay, otobüs, marşrutka veya troleybüslerde yolculuk ücreti karşılığında biletler tahsis edilir. Bu biletler sizin parayı ödediğiniz anlamını taşır. Eğer kontrol olursa, ki genelde olmuyor, bu bileti göstermeniz icap eder. Aksi halde ceza ödemek zorunda kalırsınız. Buda Rusya’daki ulaşım araçlarının ucuz olması hasebiyle komik bir rakama tekabül eder. Yaklaşık olarak yol parasının iki katı gibi bir ücret bu. Örneğin 10 Ruble (50 Kuruş) – 20 Ruble Ceza (1 Lira)

Yukarıdaki belirttiğim şanslı bilet tabirine uygun biletlere sahip olan kişiler, bu biletleri saklar çoğu zaman. Çok defa şahit olmuşumdur arkadaşlarımın, tanıdıklarımın cüzdanlarında şanslı bilet taşıdıklarına, sınavlara girerken yanında getirdiklerine, şanslı bilet koleksiyonu yaptıklarına.. Hatta bir çok kez bu şanslı biletlerin yendiğini de duydum. Ama doğruyu söylemek gerekirse daha canlı olarak bu olaya şahit olmadım.
 
Eğer bir gün Rusya’ya yolunuz düşer ve şansa ihtiyacınız olursa aldığınız bilete de bir göz atmanızı öneririm..

«Счастливый»
билет
 2+8+6=3+5+8

Счастливо оставаться!)


Photo credit 2) artlebedev.ru
Photo credit 3) chitalnya.ru

Rus Kültür Sokağı – Цирк - Sirk


Hem Sovyet Rusya’sında ve günümüz Rusya’sında sirklerin toplumdaki yeri büyük. Özellikle 18 ve 19. yüzyıllarda sirk gösterileri, insanların gittikleri en popüler sahne eğlencesiydi. Sirk gösterilerinin bu kadar rağbet görmesinin bir nedeni gösterilerin klasik müzik konserleri ve balelerden daha ucuz olmasıydı. Sirk trupları ülkenin bir ucundan öbür ucuna uzun yol kat ettikleri turnelere çıkarlardı. Günümüzde yenilenmiş olan Moskova Devlet Sirki’nin artık Moskova’da kalıcı bir çadırı var. Rus sirkleri palyaçoları, akrobatların nefes kesen numaraları, trapez sanatçıları ve gösteri hayvanları ile meşhurdur. Gösteri yapan hayvanlar arasında alevli çemberlerden atlayan kaplanlar ve bisiklete binen ayılara rastlamak mümkün. Hâliyle bu durum hayvan hakları savunucuları ile sirkçileri karşı karşıya getiriyor. ‘Eski Sirk’ olarak bilinen sirk 1880’de binici ve jimnastikçi Albert Salamonski ve özel trubu tarafından kuruldu. Salamonski’nin Sirki 1919’da Moskova Devlet Sirki’ne dönüştü. ‘Yeni Sirk’ ise 1973’te kuruldu ve bugün iki sirk de faaliyetlerini sürdürüyor. Rus sirk gösterileri batıdakilere nazaran daha öykü tarzındadır ve danslara daha fazla ağırlık verilir.

1929’da Moskova Sirk Okulu’nun kurulmasıyla, SSCB, dünyada devlet destekli sirk okulu açan ilk ülke oldu. 1980’lerin sonunda sirk, popülerliğinin doruk noktasındayken Moskova Sirk Okulu’ndaki öğrenciler haftada 20 saat değişik disiplinlerde antrenmanlarını sürdürüyorlardı. Haftalarca süren bu yoğun çalışma sonunda erkeklerin orduya yazılmaları zorunluydu; kadınların ise orduya yazılma zorunluluğu yoktu ama orduya yazılmalarında bir sakınca görülmüyordu. Sadece yetmiş kişiyi kabul eden okula binden fazla başvuru geliyordu. Çok sayıdaki başvuruya şaşırmamak gerek zira sirk sanatçısı olmak, devlet memuru olmak kadar iyi bir pozisyondu. Sirk sanatçıları haftada dokuz gösteri sunarak yılda 70 milyon vatandaşa ulaşırdı ve kendilerine emeklilik maaşı, kadınlara doğum ve annelik izni, ve seyahat gibi cazip imkanlar tanınıyordu. Ünlü sirk sanatçılarından Oleg Popov, SSCB Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. Bu sirk kültürü Sovyet sinemasına da yansımıştır.


Amerikalı genç bir kadın dansçının Moskova’daki yeni hayatı: “Sirk”
1936 yapımı bu melodram-müzikal filminde Marion Dixon adındaki Amerikalı kızın siyah bir adam tarafından hamile bırakılması sonucu Marion Sovyet Rusyası’nda sirkte çalışmaya başlar.

Bu esnada akrobat ve asker olan Rus İvan Martınov’a aşık olur. Marion’un Rusları sevmeyen Alman sirk patronu Franz von Kneischiz, kıskançlığından dolayı herkese Marion’un hamile kaldığı adamın siyah olduğunu sirk izleyicilerine duyurur. Fakat cana yakın Sovyet insanları Marion’ı olduğu gibi kabul ederler ve hem onu hem de melez oğlunu bağırlarına basarlar. Öyle ki filmin sonunda seyirciler Marion’un oğluna farklı dillerde ninniler söylerler. Marion ile İvan ise evlenmiştir ve Marion’un İvan’da ve Sovyet Rusya’sında bulduğu sıcaklık, sevgi ve mutlulukla dünyalar onun olur.
Marion’u oynayan Lyubov Orlova, Sovyet sinemasının en tanınmış film yıldızlarındandır. Bu filmi izleme şansına erişirseniz, dansları, sesi ve oyunculuğu sizi mest edecek. Filmin sonunda Kızıl Meydan’da söylediği Широка страна моя родная adlı şarkı Rusya’da hâlen bir klasiktir. Lyubov Orlova’nın eşi Grigori Aleksandrov ise Sovyetler Birliği’nin, Stalin’in ve sosyalizmin propagandasının yapıldığı bu filmin yönetmenidir. Grigori Aleksandrov’un yönettiği diğer filmler Neşeli Ahbaplar (1934), Volga-Volga (1938), Elbe’de Buluşma (1949) ve Besteci Glinka’dır (1952). İvan rolünü Devlet Sanatçısı Sergey Stolyarov, melez çocuk rolünü annesi Rus babası Amerikalı olan James Lloydovich Patterson üstlenmiştir.

Türk ve Rus sirklerinin sirk alanında da el ele vermesi dileğiyle…

Photo credit 1) traveljournals.net
Photo credit 2) examiner.com

26 Aralık 2011 Pazartesi

Rus Kültür Sokağı - Fortoçka


Мне жарко! Пожалуйста, откройте форточку! (Sıcakladım, lütfen fortoçka’yı açın!)
(Через минуту) (bir dakika sonra)
Мне холодно! Закройте форточку! (Üşüdüm, fortoçka’yı kapatın!)

Yukarıda yazdığım küçük diyaloğun aynısı olmasa bile benzerini Rusya’da sıkça duymak mümkün. Bunu okuyup “Rusçada pencere oкна değil mi, fortoçka da neyin nesi?“ dediğinizi duyar gibiyim. Lehçede fortka küçük kapı anlamında, Almancada die Pforte geçit demek. Rusçada fortoçka kelimesi bugünkü hâlini tam olarak nasıl geçmiş bilinmiyor. Kapıcık veya havalandırma kapıcığı gibi bir ad verilebilir Türkçe.
Marifeti küçük olmasında değil sadece. Fortoçkaların pek çok işlevi var. Kışın Rus evlerindeki merkezî ısınmalarından bunalan Ruslar fortoçkalarını kısa süreliğine açıp evlerini havalandırırlar, aynı şekilde yazın evlerini vantilatör veya klimayla değil, fortoçkalarını açarak evlerini havalandırırlar, böylece elektrikten tasarruf ederler ve apartmanlar temiz kalır. Aynı zamanda şehrin gürültüsüne karşı iyi bir ses yalıtımı sağlar.



Sankt Petersburg’a gitmiş olanlarınız Beyaz Saray’ı (Зимний дворец - Zimniy Dvorets) görmüştür. 1754-1762 yılları arasında İtalyan mimar Francesco Bartolomeo Rastrelli tarafından inşa edilen bu sarayda fortoçkalar ön plana çıkar. Fortoçkalar yaklaşık 35 cm’e 45 cm uzunlukta oluyorlar.

Fortoçnik (форточник) ise fortoçka’dan geçebilenlere deniyor, yani daire hırsızlarına.

Rusya’da bir rüya tabiri kitabı alırsanız fortoçka kelimesine mutlaka rastlarsınız. Rüyada fortoçka kırmak zamanınızı ve enerjinizi boşa harcadığınız anlamına geliyor. Rüyanızda fortoçka'nızın tozlu olduğunu görürseniz, birileri sizin arkanızdan kötü dedikodular yayıyor demektir. Rüyanızı fortoçkadan çıkarak tamamladıysanız hayâlleriniz gerçek olacak demektir. Rüyanızda fortoçka'yı açıyorsanız, bu da hayatınızda yeni ve iyi bir dönemin başladığının sinyalidir.

Kısacası fortoçka Rus eşiğin evidir. Rus evin eşiğidir.

Photo credit 1) blogspot.com
Photo credit 2) stella-drev.ru

25 Aralık 2011 Pazar

Rus Kültür Sokağı - Bayan


Hayır, bu yazı Rus kadınları ile ilgili değil. Bu yazımda söz edeceğim bayan (баян), 1907 yılında ilk Pyotr Sterligov tarafından yapılmış bir çeşit Rus kromatik akordeon. Piyanonun tuşlarına değil, düğmeli tuşlara sahip.

Bu akordeonun adı 9. veya 10. yüzyılda (kimi kaynaklarda 11. yüzyılda) yaşamış halk ozanı ve müzisyen Boyan’dan geliyor. Bayan kelimesi başta modern bayanın atası sayılabilecek Rus garmonundan söz ederken kullanılıyordu. Enstrüman zamanla gelişti ve sağ ele gelen üç sıra tuş beşe yükselerek bugünkü formunu aldı.

Rus garmonu demişken, değişik türdeki Rus garmonları da sayalım: Tula garmonu (тульская гармонь), Hromka (хромка), Vyatka garmonu (вятская гармонь), Saratov garmonu (саратовская гармонь) ve Livenka (ливенка). Bu garmonlar yapıldıkları yerlerden alıyor isimlerini.

Batı Avrupa’daki yamuk veya külah şekilli akordeonların aksine, dikdörtgen şeklinde bir körük yapısına sahiptir. Tutuş bakımından diğer tür akordeonlara göre daha rahat olsa da yapı itibari ile kırılgandırlar ve akort etmesi zordur.

1700’lerin ortasında Johann Wilde şeng denilen Çin’de ortaya çıkmış nefesli çalgıyı Sankt Petersburg’daki Hanedanlığa çalarak bu müzik aletini popülerleştirdi. 1770’lerden 1790’lara kadar Christian Gottlieb Kratzenstein, Franz Kirsnik ve Georg Joseph Vogler ilk defa ağızlık gerektirmeyen bir müzik aleti yapmak istiyorlardı. 1830’larda Tula adlı şehirde akordeonların seri üretimine başlandı . Vyatskaya’da 1940’larda ilk kromatik akordeon yapıldı. Tekrar Tula’da 1970 yılında Rus müzisyen Nikolay Beloborodov tarafından üç sıraları düğmeli kromatik akordeon yapıldı. 1927’de bayanın öğretimi için ilk Kiev’de konservatuvar müfredatı geliştirildi. 1937’de Rubtsov ve T. Sotnikov bugüne dek bayan için yazılmış ilk iki konçertoyu ortaya çıkardı.

Uluslararası akordeon yarışmalarında kupalara doymayan Sovyet Rusyası’nda eğitime büyük önem veriliyordu; sırf zengin kesim değil herkes kaliteli eğitimi hak ediyordu. Bu Sovyet okul sisteminde anaokullarından tutun üniversite ve konservatuvarlara kadar eğitim ücretsizdi. Çocuklar için müzik eğitimi olmazsa olmaz görülüyordu ve olağanüstü başarı gösteren çocuklar profesyonel müzik eğitimi almaya teşvik ediliyorlardı. 1970’te Sovyetler Birliği’nde 3649 ana müzikokulu (3-6 yaş arası), 35 ortaokul (7-17 yaş arası), 24 konservatuvar (18-22 yaş arası), yetişkinler için 1210 müzik okulu ve 206 müzik üniversitesi vardı. Bazen batıda gördüğümüz “paran yoksa okuyamazsın” durumu Sovyetler Birliği’nde geçerli değildi.

Köylerde, halk müziğinde kullanılan önemli bir müzik aleti olarak hiçbir zaman bayana burun kıvrılmadı, tam tersi bayan her zaman düğünlerde, danslarda ön sırayı alan, Rus millî kimliğine yerleşen bir müzik aleti oldu. Piyano, harmonyum (küçük org), org ve piyano-akordeonu çok batılı, burjuva işi görüldü.

Günümüzün ünlü bayancılardan Viktor A. Romanko, Viktor Fyodoroviç Gridin, Fridrih R. Lips, Vladimir Besfamilnov ve İgor B. Zavadski’nin bayanını dinlemeyi ihmal etmeyin; kendinizi başka bir dünyada bulacaksınız.
Sevgiyle, bayanla kalın.
Not: Fotoğraftaki Ukrayna'dan Nina Triteniçenko'dır.
Photo credit: barynya.com

18 Aralık 2011 Pazar

Rus Kültür Sokağı - Sevgi Kilidi - Замок Любви

Rus Kültür Sokağı - Sevgi Kilidi - Замок Любви

Kuşkusuz sevgi yaratılıştan bu yana var.. Ve insanlar bu sevgiyi sonsuza dek taşıma ve koruma adına yıllar boyu değişik çözümler arıyor, onu bulmaya çalışıyorlar..

Onlardan biride sevgi kilidi [замок любви]. Rusya coğrafyası içerisinde çoğu topluma açık mekanlarda, şehir parklarında ve genelde köprülerin demir parmaklıklarının bir yerinde, sevgi kilitlerine ayrılmış bir yer görebilmeniz olası muhtemel bir durum.. Buraya insanlar özel olarak yaptırdıkları kilitleri, sevgilerini kilitleyecekleri kişinin veya olayın ismini yazarak asarlar.. Bu şekilde sevgilerini perçinlemiş olduklarına inanırlar..

Her kilidin kendine has bir anısı vardır.. Kimisi aşkını, kimi mutluluğunu, kimi sınıf arkadaşları adına, kimi kedisi için, kimisi de ilk sevdiği kişinin hatırına..

Sevgiyi ayakta tutma adına bir çok yol var.. Bunlardan biride Rusya’da sevgi kilidi..

Sevgiyle kalın..